Midye Tatlısı

Midye Tatlısı

Midye Tatlısı

 

Malzemeler

Hamur Malzemesi

1 yumurta

1 çay bardağı süt

1 çay bardağı yoğurt

1 çay bardağı sıvıyağ

1 çorba kaşığı sirke

1 paket kabartma tozu

Aldığı kadar un

İç Malzemesi

1 su bardağı iri dövülmüş ceviz

Şerbet Malzemesi

4 su bardağı toz şeker

4 su bardağı su

Birkaç damla limon

Hazırlanışı

Toz şeker ve suyu bir tencerede şeker eriyene kadar karıştırın. Kaynamaya başlayınca 5-6 damla limon suyu sıkın ve altını kısın. 20 dakika sonra altını kapatıp, ılınmaya bırakın.

Hamuru hazırlayacağınız kaba önce sıvı malzemeleri koyarak karışırın. Daha sonra kabartma tozunu ve aldığı kadar unu yavaş yavaş ekleyin ve kulak memesi kıvamında bir hamur hazırlayın. Hamurdan 10 adet beze yapın ve 30 dakika üstünü örterek dinlendirin.

Daha sonra bezeleri tek tek tabak büyüklüğünde nişastayla açın. Aralarına nişasta serperek üst üste koyun ve hepsini birden merdaneyle açın. Hamuru sıkıca rulo yapın ve 1 cm kalınlığında dilimleyin. Elde ettiğiniz yuvarlağı avucunuzun içine koyup üzerine hafifçe bastırın. Cevizi koyup kapatın. Tepsiye dizip 10 dakika dinlendirin.

Tavada 3 kaşık tereyağını eritin. Sıcaklığı geçtikten sonra midyelerin üzerine tek tek kaşık yardımıyla yedirin. 170°C soğuk fırına koyup iyice kızarana kadar pişirin.

Fırından çıkarttıktan 1-2 dakika sonra şerbetini verin.

Afiyet olsun…

Virgin River Aşk Yeniden

Virgin River Aşk Yeniden

Debbie Macomber kitapla ilgili yorumunda  “Okumaya başlar başlamaz karakterle aramda güçlü bir bağ oluştu. Kitap hiç bitmesin istedim.” demiş.

Gerçekten de “Aşk Yeniden” o kadar sürükleyici bir kitap ki okumaya başladığınız andan itibaren elinizden bırakamıyorsunuz. Sanki yaşamınız bir anda Virgin River’da geçmeye başlıyor, kendinizi olayların içinde buluyorsunuz.

Kitabın konusuna gelince ;

Kısa bir süre önce talihsiz bir şekilde eşini kaybetmiş olan Melinda Monroe  bir ilan görür ve Virgin River adındaki uzak dağ kasabasına, yaşadığı gönül yarısından kaçmak ve çok sevdiği ebe hemşirelik mesleğine yeniden tutkuyla bağlanmak için gitmeye karar verir. Fakat kasabaya ulaştıktan sonra karşılaştıkları karşısında bütün umutları yıkılır. Vadedilen kulübe çöplükten farksızdır, yollar korkunçtur, kasabanın yaşlı ve aksi doktoru yanında hemşire istememektedir. Çok büyük bir hata yaptığını fark eder ve ertesi sabah kasabadan ayrılmaya karar verir.

Fakat doktorun verandasına terk edilen minik bir bebek bütün planlarını değiştirir, tabi eski bir deniz piyadesi olan Jack Sheridan da değişen bu planları iyice pekiştirir.

Tatlı yumuşacık bir dille anlatılmış, sıcacık bir aşk hikayesi. Her ne kadar Jack Sheridan gibi mükemmel bir karakteri tanıyıp yer yer hadi canım bu kadarı da fazla, böyle bir erkek olamaz, hiçbir zaman bir kadını bu denli kayıtsız şartsız sevemez deseniz de Robyn Carr’in harika anlatımı içinizde “neden olmasın” sorusunu uyandırıyor.

Kesinlikle hiç sıkılmadan büyük bir keyifle okuyacağınız bir kitap, tavsiye ederim…

Patlıcanlı Poğaça

Patlıcanlı Poğaça

Sabah gözümü açar açmaz ilk yaptığım şey, çay suyunu ocağa koymak. Çay içmek benim olmazsa olmazlarımdan.

İstatistiklere göre çay sudan sonra en çok tüketilen içecek. Ama bu durum bende tam tersi :)

Çayı, çoğu kişinin sabah kahvaltıda ve sonrasında beş çayı olarak tercih etse de,  ben canım ne zaman isterse mutlaka çayımı demliyorum. Bu gecenin bir yarısı bile olabiliyor :)

Dünya çapında çok yaygın olan “beş çayı”nın hikayesi de oldukça ilginç. İngiltere Kralı II. Charles, Portekiz Kraliyet Ailesi’nden Prenses Catarina Henqueta Bargança ile evlenir. Gelinin çeyizinde kuru otlarla dolu bir sandık vardır. Çin’den gelen çayların bulunduğu bu sandıkla çay kültürü, İngiliz Sarayına girer. Böylece sarayda başlayan “beş çayı” geleneği, önce soylular, sonra halk arasında, ardından da diğer ülkelere yaygınlaşarak günümüze kadar ulaşır.

Tabi ideal bir çay içmenin de sırrı var. Çay mutlaka iyi bir suda ve porselen demlikte hazırlanmalı. Çünkü metal demlikler çayda metal tadı bırakıyor ve çayın tadını bozuyor.

Ben çayımı hazırlarken önce suyu iyice kaynatıyorum. Su kaynatırken üzerine boş demliği koyup birkaç dakika ısıtıyorum. Sonra içine çayı ekliyorum. Biraz da böyle beklettikten sonra üzerine kaynamış suyu döküyorum. 15 dakika kadar demlendikten sonra yarım saat içerisinde çayımı tüketiyorum. Yoksa çayın tavşankanı diye tabir ettiğimiz rengi kayboluyor ve tadı acılaşıyor.

Tabi harika demlenmiş bir çayın yanına da fırından yeni çıkmış çıtır çıtır bir poğaça’ya kim hayır der ki?

Evet bugün ki tarifimiz patlıcanlı poğaça. Geçenlerde verdiğim patlıcanlı börek tarifini deneyenler çok beğenmiş. Birde bunu deneyin derim!

Hergün kurabiye ve poğaca derken formumu da yavaş yavaş kaybediyorum. Kahvaltıdan sonra olmazsa olmazlarımdan biri daha. Tabiki Pilates!

Hamur Malzemeleri

1 Su Bardağı Sıvıyağ

1 Su Bardağından Biraz Eksik Su

1 Tutam Tuz

1 Tutam Şeker

½ Limon Suyu

Aldığı Kadar Un

İç Malzemesi

1 Adet Közlenmiş Patlıcan

2 Avuç Rende Taze Kaşar

2 Çorba Kaşığı Galeta Unu

Hazırlanışı

Hamur malzemelerini yoğurma kabına alıp yavaş yavaş elenmiş unu ekleyerek yoğurun. Kulak memesi kıvamından çok az daha sert bir hamur elde edin. 10-15 dakika kadar dinlendirin. İç malzemesi için közlenmiş patlıcanı bıçakla incecik doğrayın içine rende kaşar ve galeta ununu ekleyerek karıştırın. Hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar kopararak elle açın ve içine iç malzemesini ekleyerek kapatın. Üzerine yumurta sarısı sürüp, kaşar peyniri rendesi serpin.

Önceden 170°C’de ısıtılmış fırında kızarıncaya kadar pişirin.

Harika bir lezzet, kesinlikle tavsiye ederim. Bu arada tarifte kabartma tozu yoktu. Benimde dalgınlığıma geldi ve eklemedim. Ama eklenirse iyi olur.

Tahinli Kurabiye

Tahinli Kurabiye

Hava soğuyunca tabi ki canım tatlı istedi. Ne yapayım diye düşünürken geçenlerde ablamda yediğim Tahinli Kurabiye geldi aklıma. Evde bir tek ceviz yoktu. Hadi üşenme dedim, zaten bütün gün dışarı çıkmamıştım. Böylece birazda karda yürüme keyfi yapmış oldum.

Power Love FM’de Loreena McKENNITT- Tango to Evora, ayağımın dibinde kızım Bulut keyfime diyecek yok. Tabi yaramaz beni rahat bırakır mı? Ne yaptığımı merak edip kucağıma gelebilmek için türlü şirinlikler yaptı. Baktı ki umut yok en sonun da çareyi halının üzerine yatıp beni seyretmekte buldu.

Ve nihayet bende kurabiyelerimi yapmaya başlayabildim.

Malzemeler

1 Su Bardağı Tahin

1 Su Bardağı Sıvıyağ

1 Su Bardağı Pudra Şekeri

1 Avuç Elle Kırılmış Ceviz İçi

Kabartma Tozu, Vanilya

Aldığı Kadar Un

Üzeri İçin

Pudra Şekeri

Hazırlanışı

Tahin, sıvıyağ, pudra şekerini hamur yoğurma kabında elinizle karıştırın daha sonra elediğiniz unu, kabartma tozunu ve vanilyayı yavaş yavaş ekleyerek yoğurun. Hamurunuz ne çok sert ne de çok yumuşak olacak.

Tariflerde en çok takıldığım aldığı kadar un demesidir. Şunu ölçüp de verseler olmaz sanki :) Ben yaklaşık 4-4,5 su bardağı un koydum ve çok güzel bir hamur oldu.

En son cevizi ekleyin ve hamurdan küçük parçalar kopararak yuvarlayın. Hafifçe un serptiğiniz tepsiye dizin ve önceden 170°C’de ısıtılmış fırında hafifçe pembeleşinceye kadar pişirin.

Fırından çıkardıktan sonra bir süzgeç yardımıyla üzerine pudra şekeri serpin.

Tabi her zamanki gibi ben mutfağa girdiğimde telefonum susmadı ve altlarını hafifçe yaktım :) Neyse ki bu akşam kuzen gecesi ve enişte yanık kurabiye seviyor. Fazla yananlar ona gidecek!

Aklınızda Olsun ;

  •  Unu kullanmadan önceden elerseniz, zerrelerin arası hava dolar ve hamur işleriniz daha gevrek olur.
  • Kurabiyelerinizi hava almayan bir kavanoza koyarsanız 1-2 hafta tazeliğini korursunuz.
  • Kış aylarında yediğiniz portakalların kabuklarını atmayın. Bunların renkli dış kısımlarını bol tozşekerle birlikte mutfak robotunda püre yapın. Buzdolabına kaldırıp gerektikçe tatlılarınızda kullanın.

Etli Nohut Yemeği

Etli Nohut Yemeği

Dışarıda lapa lapa kar yağıyor! Bahçem bir anda bembeyaz oldu. Bütün perdeleri açtım ve bu harika tabloyu izledim.

Bugün canım hiç dışarıya çıkmak istemedi. Zaten televizyon da trafikte kalmış bir sürü insanın haberlerini görünce gideceğim en uzak yer karşımdaki market oldu.

Bu soğuk hava da ne yapılır tabi ki harika kış yemekleri. Neyse ki önceden fasulye, nohut ve barbunyayı ıslatıp, haşlayıp yiyeceğim porsiyonlarda derin dondurucuya koyuyorum. Böylece canım istediğinde hemen yemeğimi yapabiliyorum. Dolapta kavrulmuş kuşbaşı et de vardı. Yanına bir de pilav ve turşu. İşte tek kişilik ziyafet!

Evet gelelim tarifimize, benim kullandığım malzemeyle dört porsiyon çıktı.

Malzemeler

1,5 Su Bardağı (akşamdan ıslatılmış ve yarı haşlanmış nohut)

250 gr. Kuşbaşı Dana Eti (kemikli olursa çok daha lezzetli oluyor)

1 Adet Büyük Kuru Soğan

3 Kaşık Zeytinyağı

2 Kaşık Domates Salçası

1 Kaşık Biber salçası

Tuz

Kaynamış Su

Hazırlanışı

Nohutu pişireceğiniz tencereye yağı koyun ve yağ hafif kızmaya başlayınca yemeklik doğradığınız soğanı ekleyin. Hafif sararmaya başlayınca yıkanmış ve süzülmüş eti ekleyin. Rengi dönünceye kadar karıştırarak kavurun. (Tabi eğer koyun eti kullanırsanız. Ben kokusunu sevmediğim için Dana eti kullanıyorum. O zaman önce suyunu çekip yumuşayana kadar kısık ateşte eti pişiriyorum. Sonra sıvıyağ da kavurup daha sonra soğanları ekliyorum) Hafifçe sulandırdığınız domates ve biber salçasını ekleyin. Salçanın kokusu çıkana kadar kavurmaya devam edin. Nohutu ekledikten sonra üzerini geçecek kadar sıcak su ekleyip, ateşi kısın. Nohutlar yumuşamaya başlayınca damak tadınıza göre tuzunu ekleyin. Biraz daha pişirdikten sonra ateşi kapatın.

 Aklınızda Olsun;

  • Nohut pişmemiş hali ile hazım edilemeyen zehirli maddeler içerir. Bu yüzden içinde yumuşatıldıkları suyu kaynatmak için kullanmayıp, taze su kullanmak gereklidir.
  • Yemeklik eti kavururken her zaman önce eti sonra soğanı kavurun. Kavrulmuş soğanların ardından eti ilave ederseniz, etin direkt olarak ısıya temas etmesini engellemiş olursunuz.  Kuvvetli ateşte kavurma imkanınız kalmaz.
  • Baklagilleri bir gece suda bekletecek zamanınız yoksa, bol suda 3-5 dakika harlı ateşte kaynatıp, kaynama suyu içinde bir saat bekletebilirsiniz.
  • Baklagilleri pişirdiğiniz suya tuz atmamalısınız. Kabuğunu sertleştirip, pişme süresini uzatırsınız.
  • Dana eti kesimden sonra en az iki hafta bekletilmiş olmalıdır. İyi bir dana eti dokununca sıkı, parlak kırmızı renkte ve mermer gibi yağları olanıdır.

Arpa Şehriyeli Pilav

Arpa Şehriyeli Pilav

 

Malzemeler

2 Su Bardağı Pirinç

2 Avuç Arpa Şehriye

3 Çorba Kaşığı Sıvıyağ

1 Çorba Kaşığı Margarin veya Tereyağı

3 Su Bardağı Sıcak Su

Tuz

 

Hazırlanışı

Pirinçleri iyice yıkayıp sıcak suda 10 dakika kadar bekletin. Daha sonra pilavı yapacağınız tencereyi biraz ısıttıktan sonra yağları ekleyin ve eridikten sonra arpa şehriyeleri hafifçe kavurun. Suyunu süzdüğünüz pirinçleri ekleyip, renkleri hafice saydamlaşmaya başlayıncaya dek kavurun. Daha sonra 3 bardak sıcak suyu ve tuzu ekleyip altını kısın. Eğer tavuk suyunuz varsa eklediğiniz suyun bir bardağını o şekilde kullanabilirsiniz. Ben yoksa bulyon kullanıyorum.

Suyunu çektikten sonra, asla karıştırmayın ve kapağın altına kağıt havlu örterek demlenmeye bırakın.

 

Sen Dünyaya Gelmeden

Sen Dünyaya Gelmeden

Cumartesi günü evde ne yapacağımı düşünürken herkesin nasıl olduğunu öğrenmek için Facebook’a bakayım dedim :)

Nalan’ın bir film tavsiye ettiğini görünce hemen telefona sarıldım.

-          Ne zaman gidiyoruz?

-          Nereye?

-          Film tavsiye etmişsin ya!

-          Allah iyiliğini versin ben de ne diyor diyorum. Hadi kalk gel bana, evde biraz takılırız sonra yemek yer filme geçeriz.

O gün şansıma hava da harikaydı. Evde hiç vakit kaybetmeden hemen kendimi sokağa attım. Neyse ki köprüde de çok trafik yoktu.

Kapıda her zaman ki gibi Gold ve Pucka’nın karşılama tezahüratı, uzunca ve keyifli bir sohbetten sonra,  ancak akşamüstü film için çıkabildik.

Sibel’de bize katıldı. Önce Bir buçuk’ta harika bir yemek yedik. CKM’de filmi beklerken aşağıda kitap sergisi olduğunu fark ettik. Bir sürü kitap aldık ve nihayet filme geçebildik :)

Aslında filmden çok bahsetmek istemiyorum. “Sen Dünyaya Gelmeden” mutlaka izlemeniz gereken bir film. Sergio Castellito’nun aşk ve savaş filmi.

Bosna savaşında yaşanan bir aşk hikayesi. Her ne kadar savaş sahnelerinin sertliğini hissetseniz de, aşk ön planda kalıyor.

Gemma (Penelope Cruz) Bosna’ya tezi için gelen İtalyan kızı. Bosna’da Gojco ve Amerikalı fotoğrafçı Diego (Emile Hirsch) ile tanışır. Gemma ve Diego birbirine aşık olur, ama ne aşk! Tutkulu ve delicesine. Evlenirler ve çocuk sahibi olmak isterler ama bir türlü bu mümkün olmaz.

Bu yolda yaşadıkları dram, çaresizlikler ve ard arda gelen sürprizler.

Uzun yıllar sonra Gemma’nın oğlu Pietro’yla Bosna’ya dönüşü ve karşılaştığı gerçekler.

Tabi Saadet Işıl Aksoy’un oyunculuğunu ve başarısını da göz ardı etmemek lazım.

Ben mutlaka izleyin derim…

Kuruçeşme de Keyifli Bir Mekan, Berduş!

Kuruçeşme Berduş Meyhane

Bugün kütüphanemi düzenlerken bloğuma gireceğim tarifleri ve yazıları orada biriktirdiğimi ve hiç birini eklemediğimi fark ettim. Bir sürü tarif denemişim, bir sürü yere gitmişim hepsinin yazılarını ve fotoğraflarını güzel güzel biriktirmişim. Öyle beni bekliyorlar.

Ne kötü! Çok kızdım kendime.

Ama bunlardan bir tanesi var ki önceliği ona vermem gerektiğini fark ettim. Böyle güzel ve keyifli mekanın paylaşımını geriye bırakmak haksızlık olurdu.

Her sene doğum günümü nerede kutlayacağım benim için bir kabustur. Çünkü arkadaşlarınız, dostlarınız sizin için oradadır. Öyle bir yer seçmelisiniz ki, hem yemek, hem müzik, hem ortam kaliteli olmalı.

Yükünüz ağır! Çünkü gecenin ev sahibisiniz ve gecenin sorumluluğu size ait.

İşte bu sene seçtiğim mekanda ilk kez bu sıkıntıyı yaşamadım. Her şeyiyle mükemmeldi.

İlk başta mekan o kadar ferah ve havadar ki asla sizi bunaltmıyor. Zaten geniş bir terası var ve İstanbul’un o eşsiz boğaz manzarasıyla iç içesiniz. İstanbul aşığı olan ben için bundan daha muhteşem bir şey var mı?

Gelelim mönüye, evet bu tarz mekanlarda benim için en büyük sorundur. Genellikle yemek yiyip giderim. Ama ilk defa gelen her şeyden memnun kaldım. Her şey o kadar taze ve lezzetliydi ki. Zaten çokta şaşırmamak gerekli çünkü mönüyü Sedef İybar hazırlamış. İlk defa keyifle ve doyarak kalktım :)

 

Kuruçeşme Berduş Meyhane

Sahne performansı ise çok eğlenceliydi. Program önce fasılla başlıyor. Yemeğinizi fasıl eşliğinde keyifle yiyorsunuz. Daha sonra dansöz ve ardından Gülay Eralp sahneyi alıyor.

Havadar, geniş teras, İstanbul’un harika manzarası, enfes yemekler, ister fasıl dinle, ister kalk oyna. Seçim sizin…

Arkadaşlarım nereye gidelim diye hep benden fikir alır ve ben nereyi tavsiye edeceğimi düşünüp dururdum. İşte artık imdadıma yetişen bir yer var, Kuruçeşme Berduş!

www.kurucesmeberdus.com

 

 

Mısır Gevrekli Pirzola

Mısır Gevrekli Pirzola

Malzemeler

Sıvıyağ

6 Kalem Pirzola

1 Kase Mısır Gevreği

50 gr. Kaşar Peyniri Rendesi

1 Yumurta

Biraz Un

Yeteri Kadar Tuz ve Kırmızıbiber

Hazırlanışı

Yumurtayı bir kapta çırpın. Mısır gevreğini hafifçe dövün, içine kırmızıbiber ve rendelenmiş kaşarpeynirini ilave edin. Unu biraz tuz ile karıştırın. Pirzolaları önce una, sonra yumurtaya ve en son da mısır gevreğine bulayın. Sıvıyağı tavada ısıtın. Fazla kuvvetli olmayan ateşte pirzolaları kızartın.

 

Kırmızı Mercimekli Dana Sote

Kırmızı Mercimekli Dana Sote

Kırmızı Mercimekli Dana Sote. Tek kişilik ziyafet!

O kadar lezzetli bir yemek ki denemenizi tavsiye ederim.  Aslında bugün canım balık çekti. İşten dönerken Palamut alırım diye hayal ettim. Ama akşam pek bir şey kalmamıştı.

Hayallerim suya düştü :( Hem ucuzladı, hem de şu ara çok güzel. Biraz fazla alıp, pişireceğim kadar porsiyonlara ayırıp, hiç yıkamadan buzluğa atıyorum. Canım çektikçe yapıyorum. Yanına da bol yeşil salata, besleyici bir menü oluyor. Bu hafta sonuna kadar bu işi halletmek lazım. Çünkü Ekim ayı yağmurlu geçecekmiş. Kesin balık pahalılaşır.

Sonra aklıma bu yemek geldi. Bir kere Dilan geldiğinde denemiştim. Önce bana burun kıvırmıştı. Ama sonra bayıla bayıla yemişti. Doğruyu söylemek gerekirse tadı damağımda kaldı.

Yanına da yoğurdun içine salatalık ve dereotu doğrayarak nefis bir salata yaptım. Başta da dediğim gibi tek kişilik bir ziyafet oldu.

Malzemeler

2-3 Kaşık Sıvıyağ

200 gr. Kuşbaşı Doğranmış Dana Eti

1 Adet Hilal Doğranmış Orta Boy Soğan

1 Adet Kabak (Yarım ay şeklinde doğranmış)

1-2 Diş İnce Doğranmış Sarımsak

1,5 Bardak Et Suyu (Et suyu tableti de kullanabilirsiniz.)

1 Çay Bardağı Ayıklanmış ve Yıkanmış Kırmızı Mercimek

Yeteri Kadar Tuz, Karabiber ve Kuru Nane

Hazırlanışı

Etleri yıkadıktan sonra biraz su ilave ederek suyunu çekene kadar pişirin. Yumuşayınca tuzlayıp biberleyip, tavada sıvıyağ ile kavurun. Sarımsak ve soğanı ekleyin, kavurmaya devam edin. Dilimlenmiş kabakları katın.  Kabaklar biraz yumuşayınca et suyu ve mercimeği de ilave ederek 8 dakika kısık ateşte pişirin. Tuz, biber ve kuru nane serpin.

Servise hazır!

Aklınızda olsun;

  • Dana eti kesimden sonra en az iki hafta bekletilmiş olmalıdır. İyi bir dana eti dokununca sıkı, parlak kırmızı renkte ve mermer gibi yağları olanıdır.
  • Kuvvetli ateşte kavurarak pişireceğiniz et veya tavuğu, önceden tuzlayıp baharatlayabilirsiniz. Yüzeydeki hücrelerin suyunu salarak çabuk sertleşmesini sağlayacaktır. Oluşan kabuk, iç kısmının sulu kalması için gereklidir.
  • Buzdolabından çıkartılır çıkartılmaz pişirilen et lezzetli olmaz. En az bir saat önce çıkartılmalıdır.
  • Et çevirirken, daima tahta maşa kullanılmalıdır. Kesici alet, çatal batırılırsa delinen yerden etin özsuyu kaybedilir.